Minimalist Yaşam
Yaşam

Az Olanın Güzelliği: Minimalist Yaşam Felsefesi

Nedir Bu Minimalizm?

Son zamanlarda duymaya aşina olduğumuz kelimelerden biri haline geldi “Minimalizm”. İnsanların evlerinde, ofislerinde, hayatlarının her anında etkisini gösteren, bazıları için henüz ilgi çekici olmayan ancak birçok insanın hayatında bir vazgeçilmez haline gelen bu düşünce ve yaşam tarzına gelin yakından bakalım. Belki siz de bu felsefeden çok etkilenecek ve hayatınızı değiştirmeye yönelik birtakım adımlar atacaksınız, belki de farkında olmadan bu hayat tarzını benimsediğinizi ve aslında anlatılanın sizin yaşam tarzınız olduğunu anlayacaksınız.

İçerisinde bulunduğumuz teknoloji ve tüketim çağı, insan yaşamında köklü değişiklikleri de beraberinde getirdi. Birçoğumuzun kaçınılmazı olan şehir hayatının da etkisiyle yeni yeni düşünce ve yaşam tarzları şekillenmeye başladı. Geçmişte belki de insanlar tarafından daha çok ilgi bulan gösterişli ve pırıltılı yaşam tarzlarının karşısında günümüzde gösterişten uzak sade yaşam tarzı da güçlü bir rakip olarak yerini aldı. Bir yaşam felsefesi olarak “Minimalizm” olarak adlandırdığımız bu yeni akım, kendisini özellikle 60’lı yıllardan itibaren başta sanat olmak üzere hayatın her noktasında hissettirmeye başladı. Temelinde “ihtiyaç duyulana sahip olmak” yatan bu düşünce akımı, günümüz insanının şehir hayatına adapte olmak için hızlanmış hayatına belki de en çok uyan yaşam tarzlarından biri olması sayesinde de hızla benimsendi.

Minimalizmin Ortaya Çıkışı

İlk olarak bir sanat akımı olarak ortaya çıkan Minimalizm, sanat dünyasında gördüğü ilginin ardından teknoloji çağının sıradan insanının da ilgisini çekmiş ve hızla bir yaşam felsefesine bürünmeye başlamıştır. Alman düşünür Hegel tarafından “Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik anlayışıdır.” şeklinde tanımlanan Minimalizm, gösterişli ve pırıltılı yaşamdan hazzetmeyen insanlar için vazgeçilmez bir yaşam tarzı haline gelmiştir. Çağın bir diğer getirisi olan yalnız yaşama alışkanlığıyla uyumu da Minimalizmi her geçen gün daha çok insan tarafından benimsenen bir düşünce ve yaşam tarzı haline getirmiştir. Artan ilgiyle birlikte sadeliğin şıklığını göz önüne seren yepyeni tasarımlar da ortaya çıkmış ve minimalist yaşam stili dallanıp budaklanarak kendisini iyice toplum nezdinde kabul ettirmiştir.

Minimalist Yaşam Ne Anlatır?
Minimalist yaşam ne anlatır?

Minimalist Bir Yaşamdan Ne Anlamak Gerekiyor?

            Minimalizmin sadeliği ve faydacılığı öne çıkaran bir felsefe olduğundan bahsetmiştik. Yani minimalist düşünce olabildiğince az şeyden olabildiğince fazla faydayı almayı ve bunu yaparken de sadeliği korumayı amaçlar. Minimalist düşüncenin yaşam tarzına etkileri de daha az şeye sahip olmak ve sahip olduklarımızda sadeliği aramak olacaktır. Günümüz tüketim çağının bizlere dayattığı fikirlerin tam zıttı olan bu düşünce, insanlara tüketme ve satın alma konusundaki tuzaklardan korunulması gerektiği noktasında da telkinlerde bulunmakta, ihtiyaç dışı şeyleri satın almaktan kaçınıp daha fazla fayda sağlayacak ürünleri satın almayı ve tüketmeyi önermektedir. Bu alışkanlıkları hayatının her anına uygulamakla minimalist bir yaşama sahip olunabilir. Yani bu demek oluyor ki minimalist bir yaşam sürmek, insanın evinde, ofisinde, giyiminde ve hatta beslenmesinde bile minimalist felsefenin öğretilerini göz önüne almakla mümkün olacaktır. Bütün bunları yapmak için zihinsel olarak da minimalist felsefeyi benimsemenin ve yeri geldiğinde “hayır” diyebilmenin çok önemli olduğunu da eklememiz gerekir. Aksi halde tüketim ve satın alma tuzaklarına düşmek çok kolay olacak ve süreç belki de minimalist yaşam tarzından uzaklaşmakla son bulacaktır. Minimalist felsefeye göre bu düşünce tarzını hayatın her anına uygulamak yaşam amacımızı keşfedip tutkularımızın peşinden gitmemizi, zamanımızı daha verimli kullanarak kendi gelişimimizi sürdürmemizi, gereksiz eşya kalabalığının üzerimize bindirdiği yükten kurtulmamızı ve tüm bunları yaparak gerçek özgürlüğü deneyimlememizi sağlayacaktır.

Minimalist Yaşam Hayatın Hangi Alanlarına Etki Ediyor?

            Minimalist yaşam tarzını benimsediğimizde hayatımızın birçok alanının bundan etkileneceğini söylemiştik. Peki bu ne anlama geliyor? Yani minimalist bir yaşam ile sıradan bir yaşam arasında ne gibi farklar var ve bu farklar hayatımızı ne derecede etkiliyor gelin bir göz atalım.   

Minimalist Bir Ev         

Yaşam tarzımızda yapacağımız bir değişiklik, hayatımızın belki de büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz yaşam alanlarımızda, yani evlerimizde ve ofislerimizde de yansımasını bulacaktır. Tüketim çağının getirileri ve bazen bizlerin doyumsuzluğuyla evlerimiz bir anda tıka basa dolu bir depoya dönüyor, bazen adım atacak yer dahi kalmıyor. Gardıroba sığmayan kıyafetler, battaniyeler, pikeler, mutfak eşyaları, biblolar… Saymakla bitmez bunca eşyanın her biri evde düzgün bir yere konulmayı bekliyor. Eminim hepimiz benzer durumları yaşamış ve bazen kendimizi evin içine sığmakta zorlanır halde bulmuşuzdur. İşte tam o anda karşımızda o içinden çıkılması güç manzara dururken minimalist yaşama geçmekle ilgili fikirler bir anda zihnimizde beliriveriyor ve yaşam alanımızı değiştirmeye başlıyoruz. Minimalist düşünceye göre hareket ettiğimizde artık evimizde kullanmadığımız eşyalara yer olmayacak, ihtiyacımız olmayan eşyaları evimizde barındırmayacağız. Daha az eşyayla daha fazla mutlu olup, sahip olduklarımızdan en fazla yararı almaya bakacağız. Evimizde gereğinden fazla olan eşyalardan yerine yenisini koymamak üzere kurtulacağız. Sahip olduğumuz eşyaların da olabildiğince sade ancak bir o kadar da kullanışlı olmasına dikkat ediyor olacağız. Tabii şunu düşünüyor olabilirsiniz: Bazı eşyalarımızı her zaman kullanmıyoruz ancak kullanmaya ihtiyacımız olacağı zamanlar da oluyor. En basitinden yazlık ve kışlık kıyafetleri buna örnek verebiliriz. Gardırobumuzda her iki kıyafet grubuna aynı anda yer vermek elbette zor olacaktır. İşte bu durumda evimizde gereksiz sakladığımız eşyaların kapladıkları yerlerin önemleri bir kez daha ortaya çıkacak. Bu alanları bu tarz eşyalar için kullanmak verimli olacaktır. Ayrıca yine benzer durumdaki eşyalar, yani belirli dönemlerde ihtiyacımız olan ancak bazı dönemlerde ise kullanmadığımız eşyalar için eşya depolama hizmetlerini gözden geçirebilir, onlara evimiz dışında saklama alanları yaratabiliriz. Bu sayede evimizde gereksiz bir eşya kalabalığı yaratmamış olmakla beraber ihtiyaç duyduğumuzda da eşyalarımıza ulaşma fırsatına sahip olabiliriz.

Minimalist bir gardırop nasıl olmalı
Minimalist bir gardırop nasıl olmalı?

Minimalist Bir Gardırop           

Yukarıda biraz değindik ancak yine de bahsetmek gerekir ki minimalist bir yaşamdan giyimimiz de elbette etkilenecektir. Şöyle bir ayakkabılığı açtığımızda birçoğumuz çok uzun zamandır giymediğimiz ayakkabılarla veya botlarla karşılaşacaktır eminim. Ya da birkaç kıştır giymediğimiz montlar, en son hangi yaz giydiğimizi dahi hatırlamadığımız tişörtler gardırobumuzun bir kenarında bekliyor olabilir. İşte minimalist düşünce bunu ortadan kaldırmayı, ihtiyacımız kadarına sahip olmayı ve onlardan mümkün olduğunca faydalanmayı amaçlamaktadır. O halde yukarıda da belirttiğimiz tüketim ve satış tuzaklarına düşmeme ve “hayır” demeyi bilme gerekliliği burada da kendini göstermiş oldu oldu. Gardırobunuzda minimalist bir yaşam görünüm elde etmek için “Kıyafetlerinizi Özgür Bırakın: Gardroplarda Alan Yaratma Tüyoları” yazımızı inceleyebilirsiniz.

Minimalist bir ofis
Minimalist bir ofis yaratmak

Minimalist Bir Ofis

            Çalışma yaşamı da hayatımızın en önemli parçalarından biri şüphesiz. Birçoğumuz ofis hayatında benzer sorunları yaşamakta ve bazen masasının üzerine bir dosya koyamayacak kadar çaresiz kalmakta. Belki de ikinci evimiz diyebileceğimiz ofislerimiz için de yukarıda evlerimizle ilgili söylediklerimiz geçerlidir diyebiliriz. Sorun belli, çözüm belli!

Minimalist Olmaya Giden Yol

            Yoğun, kalabalık ve stresli hayatınızdan sıkıldınız. Artık daha az eşyaya sahip olmak, ihtiyacınız kadarıyla yetinmek ve sadelikten yana olmak istiyorsunuz. Daha huzurlu, sakin ve düzenli bu hayata ilk adımlarınızı nasıl atacağınızı düşünüyorsunuz. Çok zor değil, gelin bu adımları birlikte atalım.

Minimalist bir yaşam için organize olmak
Minimalist bir yaşam için organize olmak

Eşyalarınızın Evinizi Ele Geçirmesine İzin Vermeyin

            Minimalist hayata ilk adımı elbette evinizde atmanız gerekecek. Evinizde ne kadar az eşyanız varsa o kadar çok alanınız var demek. Özellikle günümüz şehir hayatının gereklerinin etkisiyle evlerimiz küçüldü, daha az oda ve daha az alandan oluşan evlerde hayatımızı sürdürüyoruz. Bu tarz evlerde sahip olduğumuz alan bizim için çok kıymetli, ancak bazen evimizin hakimiyetini eşyalarımıza kaptırabiliyoruz. Öyle ki zaten küçük olan evimiz, eşyalardan fırsat bulduğumuz kadar hareket edebildiğimiz bir ortama dönüşüyor. Bunca eşyanın arasında aradığımızı bulamıyoruz, evden çıkmamız dahi bir işkence haline gelebiliyor. Peki ne yapacağız? Öncelikle ihtiyacınız olmayan o kıyamadığınız eşyaları gözden çıkarmanız gerek. Bu sayede eviniz yalnızca eşyalarınıza değil size de ait olacak. Peki ya buna rağmen hala evinizde istediğiniz alanı yaratamıyorsanız? Telaşlanmayın, her şeyin bir çaresi var. Bir gün gerçekten ihtiyacınız olacağını düşündüğünüz ya da mevsime bağlı olarak kullanıp kullanmamaya karar verdiğiniz tüm eşyaları güzelce paketleyin ve PratikDepo’dan eşya depolama hizmeti talep edin. Eşyalarınız güvenle sizin onlara ihtiyacınız olmasını beklerken, siz de evinizde yarattığınız alanların tadını çıkarın.

Minimalist Bir Ev Tasarlamak

            Birçoğumuz minimalist bir eve sahip olmayı, daha az eşyayla daha çok anı biriktirmeyi isteriz. Ancak harekete geçmeden önce bazı sorular kafamızı kurcalamaya başlar. “Acaba evim şık olacak mı, daha az eşyaya sahip olmak bir dezavantaja dönüşür mü, ileride pişman olur muyum?” gibi birçok soru hemen aklımızda beliriverir. Endişeye hiç ama hiç mahal yok. Ne demişti Hegel? “Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan”. İşte biz de minimalist bir bakış açısıyla evimizi tasarlarken sadeliği ön planda tutacağız ancak basit olmayacağız. Eşyalarımız yalın bir şıklıkla gözleri üzerine çekecek. Gelin kısa kısa tüyolarla sade ve şık bir evi nasıl tasarlayacağımızı birlikte öğrenelim.

Minimalist bir salon nasıl olmalı?
Minimalist bir salon nasıl olmalı?

Minimalist Bir Salon Yaratmak

            Salonumuz evimiz içerisinde vaktimizi en çok geçirdiğimiz mekân şüphesiz. Bu yüzden en çok özeni göstermemiz gereken noktanın burası olduğunda hemfikiriz sanıyorum. Her zaman salondaki fazla eşya, ayakaltında daha çok şey anlamına gelir. Hareket alanımızı daraltmamak ve ferahlığı korumak adına salonlarımızda mümkün olduğunca ihtiyacımızı karşılayacak kadar eşya kullanmamız doğru olacaktır. Bu tarz bir salon tasarlarken fazlaca renk ve doku yerine sade çizgiler kullanmak ve yine fazla aksesuar kullanımından kaçınmamız gerekiyor. Bu halılardan koltuklara, duvarlardan tavana dek odanın bütününde sadeliği öne çıkaran bir renk paleti oluşturmak anlamına geliyor. Klasik tasarımlarda ince dokunuşlar ve ayrıntılar öne çıkarken, minimalist tasarımlarda bunlara çok yer verilmez. Biz sonuna kadar sadeliğin şıklığını savunacağız.

Minimalist Bir Gardıroba Nasıl Sahip Olacağız?

Minimalist ve sade bir gardırop yaratmak aslında ilk olarak kendimizi gözden geçirmekle başlıyor. Zevklerimizi ve bize neyin yakışıp yakışmadığını tam olarak tespit ettiğimizde gardırobumuzun bize hitap etmeyen kısmını bulabileceğiz. Tabii ki bunu yaparken yaşadığımız şehrin iklimsel koşullarını, iş veya okul hayatımızın bizden beklentilerini ve tabii ki gardırobumuzun sınırlarını iyi bilmeliyiz. Eğer el becerilerinize çok güvenmiyorsanız ya da zamanınızı buna ayırmak konusunda çok istekli değilseniz ütü isteyen kıyafetlerle aranıza biraz mesafe koyabilirsiniz. İşte bunlar üzerine biraz düşündükten sonra kıyafetlerimizi ayırmaya başlayabiliriz. İlk olarak mevsimsel olarak kıyafetleri ayıracağız. Yazın ortasında çok da ihtiyacımız olmayacak kazakların, montların dolabımızda yer kaplamasını zannederim hiç kimse istemez. Bunlar için evimizde yer bulamıyorsak eşya depolama hizmetinden yararlanabileceğimizi yukarıda anlatmıştık. Şimdi gelelim kıyafetlerimizi tek tek incelemeye. Birçoğumuzun kabul etmese de sahip olduğu bir şey var: Birbirinin çok benzeri kıyafetler. Aynı renk ve desende pantolonlara, kazaklara, ceketlere sahibiz. Tabii ki bizim için her biri ayrı ayrı değerli fakat bu konuda gardırobumuz aynı düşünmüyor. Minimalist düşünceyle yola çıkarken de en az eşyayla en fazla fayda sağlamayı hedeflemiştik. O halde birbirinden pek de farkı olmayan kıyafetler arasında küçük bir eleme yapmamız kaçınılmaz gözüküyor. Bir de bedenimize göre olmadığını kabullenemediğimiz kıyafetler var tabii ki. Kabul edelim ki artık daha kilolu ya da daha zayıf olabiliriz. Hatta yaşımıza göre boyumuzda da değişiklikler elbette oluyor. Bedenimize göre olmayan kıyafetlerin her ne kadar anısı olsa da gardırobumuzda kapladığı yer hayatımızdaki değerinden fazla olabiliyor. Onlarla vedalaşmayı öğrenmemiz gerekecek. Bir de bir gün giyeceğim dediğimiz kıyafetler var. Onlar ayrılması en zor olanı belki de. Gardırobunuzun bir köşesinde aylardır bekleyen o kıyafet, ayrılık vakti geldiğinde birden kıymete biniyor. Bundan da ayrılmayı başardığımız zaman artık minimalist, sade ve az eşyayla çok fayda sağladığımız bir gardıroba sahip olacağız.

Minimalist Bir Mutfağa Doğru

            Mutfaklarımız evimizin gözbebeği. Orada nefis kokulu yemeklerimizi yaparken bolca vakit geçiriyor, birçoğumuz akabinde yemeğini yine burada yiyor üzerine de afiyetle bir kahve içiyoruz. Tüm bunları yaparken zamanımızı geçirdiğimiz mutfağımızın da kendi yaşam tarzımıza ve zevklerimize uygun olmasını istiyoruz. O halde mutfağımızın tasarımıyla da yakından ilgilenmemiz gerekecek. Ne demiştik? Sade bir tasarım ve en az eşyayla tasarlıyoruz evimizi. Belki de eşya konusunda en büyük sorunları burada yaşayacağız. Hele de küçük bir mutfağa sahipsek dolaplarımız eşyalarımızı kaldıramayacak hale gelebiliyor. İşte burada az eşyayla çok fayda sağlamanın önemini bir kez daha anlıyoruz. Çünkü bu durumda fazla eşya beraberinde dağınıklığı, dağınıklık ise estetik bozukluğu getiriyor. Tüm bunların sonucu da koca bir huzursuzluk! O halde mutfağımızda ilk iş olarak sık kullanmadığımız, alışverişteyken gözümüze güzel görünüp belki bir gün kullanırız dediğimiz eşyalarla vedalaşmamız gerekecek. Geri kalan eşyalar arasında da kullanma sıklığımız ve ihtiyaçlarımıza göre bir düzenleme yaparak mutfağımızda gerekli boş alanı yaratabiliriz.

Minimalist Yaşam Bize Neler Sunuyor?

            Buraya dek Minimalizmin ortaya çıkışı, gelişimi ve hayatımıza etkilerinden bahsettik. Peki minimalist bir yaşama sahip olmak, hayatımıza ne tür güzellikler katabilir? Öncelikle şunu söylemek gerekir ki minimalist bir yaşam daha az yorucudur. Önemsiz olanı önemli olanla değiştirmiş olduğumuz hayatımızda artık istediklerimizi yerine getirmek çok daha kolay hale gelebilir. Ayrıca minimalist bir yaşam bize daha fazla özgürlük sunacaktır. Bu, günlük hayatımızdan ev hayatımıza her yerde kendini hissettirir. Salonunuzda yürürken ayağınızın bir eşyaya takılmaması da bir özgürlüktür sonuçta. Ayrıca daha az eşyaya sahip olmak temizlenecek ve düzenlenecek daha az şeyin olması anlamına da gelir elbette. Daha az eşyaya sahip olmak bizi maddi değerlere daha az değer vermeye ve daha huzurlu bir hayat sürmeye götürür de diyebiliriz. Şehir hayatının o yoğun ve yorgun yaşantısını bir yana bırakıp sadelikte, sakinlikte huzur bulabiliriz. İşte bu yüzden kökü Budist rahiplere dek uzanan minimalist felsefenin ve minimalist yaşamın kapılarını aralayıp arkasında ne olduğuna en azından bir göz atmanızı şiddetle öneriyoruz.